| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

GENETİK, GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE IRK ISLAHI

Genetik ve Genetik Mühendisliği

Genetik

Genetik (Yunancadan - genetikos- genesis köken veya kalıtım bilimi) biyolojinin bir dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir.Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19.yy.’ın ortalarında, Gregor Mendel’in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemledi -- günümüzde bu kalıtım birimlerine gen adı verilmektedir.Genler DNA'da belli bölgelere karşılık gelirler. DNA dizisindeki bir değişim, bir proteinin amino asit dizisini ve dolayısıyla onun şekli ve fonksiyonunu değiştirir: bu, hücrede ve onun bağlı bulunduğu canlıda önemli sonuçlara yol açabilir.Genetik, organizmaların görünüşünün ve davranışının belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. 

Genetik Mühendisliği

Genler, bir organizmanın özelliklerini belirleyen kimyasal bilgiyi taşır. Genler değiştirilerek bir organizmaya istenilen özellikler kazandırılabilir. Genetik mühendisliği , bilimadamlarının genleri bir organizmadan alıp diğerine aktarmalarına imkan veren bir teknolojidir. Genetik mühendisliği, kalıtsal hastalıkları bulmayı ve hastalıklara tedavi yöntemleri üretmeyi hedefler. Canlıların kalıtsal özelliklerinin değiştirilerek onlara yeni işlevler kazandırılması, genlerin iyileştirilmesi, değiştirilmesi, farklı canlıların genlerinin birleştirilmesi ya da genlerin bir canlıdan başka bir canlıya aktarılması gibi çalışmalar genetik mühendisliğinin çalışma alanıdır. Bugün genetik mühendisliğinin bitki ve hayvanlarda uygulanmasıyla daha iyi ve sağlıklı yiyecekler, daha güvenli temiz bir çevre ve sağlık ve ürünleri alanındaki gelişmeler insanlara sunulmuştur.

Genetik Mühendisliği ve Öjeni

İnsan genlerinin kalitesini düzeltmeyi amaçlayan tüm etkinlikler öjenik diye tanımlanırlar. Öjeni (Irk ıslahı bilimi), daha sağlıklı nesiller yetiştirerek, bu şekilde, daha mükemmel ve üstün insan toplulukları meydana getirmeyi amaçlayan bir bilimsel düşünce ve yöntemdir. Bu amaca ulaşmak için: Evlilik muaynesi, kısırlaştırma, seçilmiş kişiler arası cinsel birleşme, farklı ırklarla evlilikten kaçınma ve göç politikaları gibi politikalar uygulayarak ırkın saffet ve gücünün korunmasına çalışır. 

Öjeni, 20. yüzyılın ilk yarısında çok sayıda taraftar toplayan ve doğuştan sakat, zeka özürlü ve hasta insanların ayıklanması ve sağlıklı bireylerin çoğaltılması yoluyla daha sağlıklı ve daha iyi bir toplum yaratmayı hedefleyen bir görüştür. Nitekim öjenist uygulamaları savunan bilimsel yayınlarda "Öjenik, insanın kendi evrimini kendisinin yönlendirmesi ve mükemmel bir insan topluluğu yaratmanın yoludur" denilmektedir.

Aslında öjeni fikri Platon'un Devlet adlı ünlü eseri kadar eskidir. Ancak modern öjenik düşüncenin ortaya çıkışı 19. yüzyılda bilimsel ilerlemelerle olmuştur.
Öjeni terimini keşfeden, ilk genetik bilimcilerden sayılan bilim adamlarından biri olan Francis Galton'dur. Fikirlerini kuzeni Charles Darwin'in doktrinine ve genetik biliminin kurucusu olan Mendel'in verilerine dayandırıyordu.
Galton'a göre sosyal gelişmenin gerçekleşebilmesi için, zekası ve entelektüel seviyesi düşük kişilerin çoğalmalarının durdurulması, diğerlerinin ise çoğalmalarının teşvik edilmesi gerekmekteydi.

Ancak bu amaca ulaşmak için nasıl bir yol izlenmeliydi? Bu konuda çeşitli görüşler ortaya atıldı.
Bazı bilim adamları kısırlaştırmayı, bazıları, evlilikleri çeşitli tıbbi şartlara bağlamayı, bazıları ise topluma zararlı bireylerin öldürülmesi gerektiğini açıkça savunmaya başlamışlardı. Bu yöntemlerin hepsi çeşitli ülkelerde ve çeşitli şekillerde uygulandı. Ancak bugün Öjenistlerin elinde, yukarıdakilere ek olarak yeni bir imkan vardır: Genetik Mühendisliği. Gelişen genetik bilimi sayesinde, artık insanlarda şiddet, tecavüz, zeka özürü, körlük eğilimi gibi rahatsızlıklara sebep olan genleri doğum öncesi tespit edip iyileştirmek mümkündür.

Neden İnsan (Irk) Islahı

Daha İyi Bir Toplum Yaratma İdeali

Öjeni, “Daha İyi Bir Toplum Yaratma İdeali”nin adıdır. Doğanın “doğal ayıklama” ve “iyi olanın yaşaması” gerçeğine dayanan öjeni düşüncesi, fiziki özelliklerin yanı sıra karakter ve kişilik özelliklerinin de genetik olarak edinildiğini ve fiziksel özelliklerle birlikte geçtiği gerçeğinden hareket eder.

Toplumda iyi soy (pozitif öjeni) özelliklerine sahip olanların sayısının çoğalması, kötü soy (kakojen) özelliklere sahip olanların ise sayısının azaltılması, öjenik ideallere temel oluşturur.

İyi soy özelliklerine sahip ailelerin vergi indirimi, aile yardımı vs. gibi araçlarla çocuk sahibi olmasının özendirilmesi, üremesi sakıncalı olan insanların ise doğum kontrolü, zorunlu kısırlaştırma ve kürtaj gibi yöntemlerle çoğalmalarının engellenmesi, öjeninin daha bir insan ırkı yaratmak için kullandığı yöntemlerdir. 

 

Büyük filozof Nietzsche'nin dediği gibi:“İnsan eksik, tamamlanmamış bir varlıktır, açıktır her şeye: Gerisin geri de gidebilir, sağa sola da sapabilir, yukarılara da yükselebilir. Öyleyse insanın yönünü belirlemeli. İnsan eksiktir, ama bu eksiği kendisi giderecektir; kurtuluş kendisinden gelecektir ona; şimdiye dek kendi dışında sanarak yücelttiği varlıkların bütün görkemi, güzelliği onun olacaktır. İnsan, kendi içinde kalarak gerçekleştiremez bunu; insan varlığının yöneldiği, hedef bildiği bir örnek koymak gerek onun üstüne: Üstinsan. İnsan, var gücünü seferber ederek bu örneğe doğru ağmasında hep kendini aşmaya çalışmalıdır.İnsanın erek olarak hiç bir büyüklüğü yoktur çünkü; o ancak, köprü olarak değerlidir: Üstinsana götüren köprü. Üstinsan, yalnız insanın değil, bütün dünyanın anlamıdır; yeryüzünde var olan her şey, Üstinsanın yaratılmasına katıldığı ölçüde haklı çıkarabilir varlığını. Üstinsandan yoksun insan, kargaşadan, yıldız doğurmamış bir karanlıktan başka bir şey değildir. Zaman gelmiştir: İnsan, bir an önce kargaşasını, kendine anlam veren bir düzene çevirmezse, yıldız doğurtmazsa karanlığına, yok olacaktır.”

Zeka sadece teknoloji yaratmak ile ilgili değildir. Eğitim görmüş, hatta üniversite mezunu çok sayıda kişinin saçma sapan tarikatların peşine takılması, aptalca inançları benimsemesi ve bu inançları yüzünden intihar etmesi bunun en belirgin delilidir.
Sağlıklı düşünceler, ancak sağlıklı zihinlerin eseri olabilir. Şiddet, cinayet, aptalca inançlara saplanma, işkence ve tecavüz eğilimi gibi şeyler ise hep hastalıklı beyinlerin ürünüdür.
Dolayısıyla insanın mükemmeleştirilmesi ve bu amaca ulaşmak için ise Irk Islahı gereklidir.Toplumu, sadece bariz zihinsel özürlülerden değil, gizli zihinsel özürlülerden de temizlemek lazımdır. Doğuştan gelen fiziksel ve zihinsel özürlü sahibi olanların, çocuklarının ve toplumlarının geleceklerini karartma hakkı yoktur. Bu sebeple bu insanların kısırlaştırılmaları ve bazı özel durumlarda Öte-Nazi uygulanması kaçınılmazdır.
 
 

Bazıları bunun dinen günah olduğunu iddia etsede, bu tezleri temelsizdir. Zira Yüce Allah bize Kamil İnsan olamaya çalışmamız gerektiğini, doğaya ve diğer canlılara (bu arada kendimize de) egeme olmamız gerektiğini söylemektedir. Bize akıl vermiştir ve onu kullanmamızı istemektedir.Genetik bozukluklarda tıpkı kanser gibi bir hastalıktır ve hastalıklarla mücadelede her türlü yönteme başvurulabilir.  

 

Bilimsel olarak doğru olan bir şeyin, ahlaki olarak yanlış olması düşünülemez. İnsanın dünyada yaşayabilmesi için doğaya egemen olması şarttır. Doğaya egemen olmasını bilmeyen yaratıklar, varlıklarını koruyamamışlardır. Doğa onları, kendi unsurları içinde ezmekten, boğmaktan, yok etmekten ve ettirmekten çekinmemiştir.Bu yüzden tabiat kanunlarından, dolayısıyla da ırk ıslahı politikalarından kaçış söz konusu olamaz.

Öjeni, sağlıklı bireyler, düzenli, disiplinli, programlanmış, saf ve iyi özelliklere sahip bir toplum düzeni ve halk birliği sağlanmasında bir araçtır.


Kalıtımla ilgili gerçekler bilimsel ilgi alanına girmeye başladığı tarihten bu yana, bilim ve siyaset çevrelerinde öjenik olanlarla, yani insan neslinin soyaçekim yoluyla ıslahının mümkün olduğuna samimiyetle inananlarla, anti-öjenikler yani öjeninin insan haklarına ve onuruna saldırı olduğunu iddia edenler arasında bir tartışma süregelmektedir. Öjeni karşıtları, toplumun şiddet, tecavüz, zeka özürü vs. gibi kusurlu insanlardan arındırılmasını insan haklarını öne sürerek engellemekte; şiddete eğilimli, zeka özürlü veya körlerin çocuk yaparak başkalarının da hayatını mahvetmesini ise insan hakkı olarak görerek savunmaktadır. Oysa mesela, 2Y Kromozomuna sahip insanların üremesi engellense veya bu gene sahip çocuklar, genetik olarak düzeltilse, şiddet ve tecavüz  oranı önemli ölçüde düşecektir. Zira bir insanda normalde tek Y Kromozomu vardır. 2Y Kromozomunun olması ise, o kişinin şiddete daha fazla eğilimli olmasına yol açmaktadır. 

Aslında insan haklarına aykırı olan, insanların acı çekmesine sebep olan bugünkü düzenin sürmesidir. 

Dünyada Öjeni Uygulamaları

Öjenik politikalar, 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyılın ortalarına kadar Almanya'dan Fransa'ya, sosyal demokrat İsveç'ten Sovyetler Birliğine kadar bir çok ülkede yaygın olarak uygulanmış ve bilimsel nüfus planlamasının bir aracı olarak kısırlaştırma vb. Araçlarla nüfus kalitesinin arttırılması amaçlanmıştır. 

20. yüzyılda, kalıtımın öneminin anlaşılması sonucu, Öjenist fikirler hızla yayılıp taraftar kazanmaya ve öjenizmi savunan partiler ortaya çıkmaya başladı. Almanya'dan İngiltere'ye İsveç'e hatta ABD'ye kadar yayılan öjenist politikaları destekleyenler arasında milliyetçiler, liberaller ve hatta komünistler bile vardı.
Öjenizmin en büyük muhalifi ise bağnaz hristiyanlar ve Katolik kilisesiydi. Ancak herşeye rağmen öjenist uygulamalar, İsveç ve Finlandiya'da 1970'lerin ortalarına kadar devam etti.

Daha iyi bir toplum yaratmaya yönelik bu politikalar ABD, İsveç ve Finlandiya gibi ülkelerde de yaygın olarak uygunlamakla beraber Almanya'daki uygulamalar daha ön plana çıkmıştır.

20. yüzyılın önemli devlet adamlarından Adolf Hitler de "Devletin görevi sağlıklı nesiller yetiştirmektir. Görülür şekilde hasta olanların ve salgın hastalık taşıyanların çoğalmasının uygun olmadığı ilan edilmelidir" diyordu.
Adolf Hitler iktidara geldikten sonra Alman toplumunun sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlamak amacıyla bir öjeni politikası başlattı. Hitler'in politikasının gereği olarak Alman toplumu içindeki sakatlar, doğuştan körler ve kalıtsal hastalıklara sahip olanlar, Nazi Irk politikaları çerçevesinde özel sterilizasyon merkezlerinde toplanarak kısırlaştırılmaya başlandı. Akıl hastaları ise uyutularak tasfiye ediliyordu.
Hitler bu yeni politikasını şu cümleler ile özetliyordu: "Devlet için zihin ve beden eğitiminin önemli bir yeri vardır, ancak insan seçimi de en az bunun kadar önemlidir. Devletin, genetik olarak hastalıklı veya alenen hasta olan bireylerin üreme için uygun olmadıklarını deklare etme sorumluluğu vardır... Ve bu sorumluluğu hiçbir anlayış göstermeden ve başkalarının da anlamalarını beklemeden acımasızca uygulamalıdır... 600 yıllık bir zaman dilimi boyunca vücudu sakat olan veya fiziksel olarak hasta olan kimselerin üremesini durdurmak... insan sağlığında bugün elde edilemeyen bir gelişim sağlayacaktır. Eğer ırkın en sağlıklı olan üyeleri planlı bir şekilde ürerlerse sonuçta bugün hala taşıdığımız hem ruhsal hem de bedensel açıdan bozuk tohumların olmadığı... bir ırk oluşacaktır."

1933 yılında çıkartılan bir yasa ile 350 bin akıl hastası, 30 bin çingene ve yüzlerce zenci çocuk, hadım etme, x ışınları ve enjeksiyon gibi yöntemlerle kısırlaştırıldılar.
Bir Nazi subayı, "Nasyonal sosyalizm uygulamalı biyolojiden başka bir şey değildir." diyordu.
Hitler Alman toplumunun sağlıklı insanlardan oluşan bir toplum haline gelmesini amaçlayan bu politikalarının yanı sıra bir yandan da öjeninin bir diğer şartını yerine getiriyordu. Alman ırkının en saf bireylerinden seçilen erkek ve kadınlar, ilişki kurup çocuk yapmaya teşvik ediliyorlardı.

Yine bu bilimsel çalışmaların sonucunda, gerek ABD'de de gerekse Kuzey Avrupa ülkelerinde ruhsal rahatsızlığı olanlar, 1970'lerin ortalarına kadar kendi istemlerinin dışında kısırlaştırılıyorlardı.
20. Yüzyılın başlarında Amerikan Psikoloji Birliği'nin kendisine yüklediği en önemli görevlerden birisi, Amerikan toplumunun zeka seviyesini koruyabilmek için Beyaz ırkın zencilerle karışmasının önüne geçmeye çalışmaktı.

Öjenik bilimi bugünde önemli sayıda taraftara sahiptir. Ancak fanatik hristiyanlar öjenist fikirleri savunanlara baskı uygulamakta ve bu bilimadamları çalışmalarını çok zor koşullarda yürütmektedir.
Sesini duyurabilen ve fikirlerini açıkça ifade edebilen ender bilimadamlarından biri olan ve DNA babası olarak anılan, İnsan Genomu Projesini yürüten, Nobel ödüllü bilimadamı Prof. Dr. James Watson, aptallığı bir hastalık olarak tanımlamakta ve “aptallık” geni olmayan “daha üstün” insanlar yaratma özgürlüğünün olmasını istemektedir.

Ders Kitaplarında Öjeni

Öjeni, sağlıksız ceninleri ayırıp, sağlıklı nesiller yetiştirmenin yollarını arayan bilimsel temelli bir toplum felsefesidir. Aşağı ırkla karışma bir kenara, kendi ırkı içinde bile kusurlu olanlar elenmeli; ruhi ve manevi özellikler maddi varlığın (sinir sisteminin bünyesi ve iç ifrazı guddelerinin [salgı bezelerinin] faaliyeti) bir türevidir; iyi soy ve kötü soy ayrımı vardır. Yüksek meziyetleri ile toplumda yükselmiş insanların aile tarihleri incelendiğinde bu özelliklerin kalıtsal olduğu görülür; suçlu tipler ırsi ve akli rahatsızlığı olan kişilerdir. Bunlar toplumdan yalıtılmalı ve kısırlaştırılmalıdır.

“Mensup olmakla iftihar ettiğimiz Türk ırkı dünyanın en iyi, en sağlam, en zeki ve en kabiliyetli ırkları arasında seçkin bir mevki sahibidir. Hepimizin vazifesi, Türk ırkının asli evsaf (nitelikler) ve meziyetlerini muhafaza etmek ve bu ırka layık fertler olduğumuzu her halimizle ispat eylemektir. Çünkü Türkiyemizin istikbali bugün böyle yaşayacak gençlerin ileride teşkil edecekleri ailelerle yetiştirecekleri yüksek kıymetli Türk zürriyetlerine (soylarına) dayanacaktır.” Biyoloji ve İnsan Hayatı II, 1934, Ortaokul Ders Kitabı

17 Nisan 1933'de Milli Eğitim Bakanlığınca yayınlanan biyoloji kitabında öjeniyle ilgili olarak şunlar söylenmektedir:“Kıymetli evsaf ve hususiyetler ailelerde nesilden nesile devam eder. Üstün meziyetleri ile toplumda mümtaz mevkiler tutmuş insanların çoğunun aile tarihleri incelendiğinde bu meziyetlerin o ailenin bir çok ferdinde ortaya çıktığı görülür.... Eğer akılca zayıf, ırsi (kalıtsal) hastalıklara sahip kimseler ayrı müesseselere toplatılarak orada uygun işlerle meşgul edilse, onlara iyi bir hayat temin olunsa, yalnız üremelerinin önüne geçilse toplum bir çok zararlı nesilden kurtulmuş olurdu.”